Hukuk

Covid-19 Salgını ve Olası Hukuki İhtilaflar

Çin’de başlayan ve ne yazık ki tüm dünyaya yayılan Koronavirüs (COVID-19) salgını sosyal hayattan üretime her alanı etkilemeye başladı. İtalya’da temel ihtiyaç ürünleri dışındaki fabrikalarda üretim durduruldu. Birçok Avrupa ülkesi sınırlarını kapattı ve sokağa çıkma yasağı uygulamaya başladı. Ülkemizde de son olarak 65 yaş ve üzeri yaşlıların sokağa çıkışı sınırlandırıldı. Yine 22.03.2020 tarihli 2279 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile de icra ve iflas işlemleri durduruldu. Kısaca dünyada mevcut gidişat ne yazık ki şu aşamada iç açıcı değil ve sonu ne olacak herkes merak ediyor. Burada temel hatlarıyla yaşanabilecek bir dizi hukuki soruna kısaca değinmek istiyorum.

Mücbir Sebep ve İfa Güçlüğü

COVID-19 salgını nedeniyle ekonomik sıkıntılar söz konusu olabilecek ve sözleşmelerde yer alan mücbir sebepler bu dönemde önem kazanacaktır. Türk Borçlar Kanunu’nun 136. 137 ve 138. maddelerinde yer alan ifa güçlüğü ve ifa imkansızlığı halleri söz konusu olabilecektir. Zira sözleşmelerin ilerleyen süreçte taraflar açısından çekilmez hale gelebilmesi mümkündür.

İcra ve İflas İşlemlerinin Durdurulması

Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı, borçlular ve şirketler açısından olumlu karşılansa da, alacaklılar için önemli sorunları beraberinde getirecektir. Devam eden icra takiplerinde aylık düzenli maaş kesintilerinin ne olacağı, bu dönem içerisinde yatırılan paraların reddiyat işlemlerinin yapılıp yapılmayacağı, zamanaşımı ve dava süreleri, mal kaçırma gibi kötü niyetli hareketlerin nasıl önleneceği gibi birçok konu henüz net değil ve önümüzdeki süreçte bir dizi yeni hukuki sorunu da beraberinde getireceği de açık.

İşverenin Sorumluluğu

Evden çalışma oranının arttığı şu dönemde işin niteliği gereği halen fiili olarak çalışan bir sürü işletme mevcut. Bu tür işletme sahibi işverenler, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri ile işçiyi koruma ve gözetme borcunu yerine getirmelidir. Aksi halde ceza ve özel hukuk açısından sorumlulukları söz konusu olacaktır. İşverenler özellikle iş mevzuatından kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirerek özenli davranmalıdır. Yine bu süreçte en çok karşılaşılan sorun, işverenlerin işçilere birikmiş yıllık iznini zorla kullandırması ve işçiye ücretsiz izin verip bu izinleri de yıllık izninden düşmesidir. Oysa ki her iki uygulama da hem mevzuat hem de Yargıtay içtihatlarına açık bir şekilde aykırıdır. Hiçbir işveren işçisine zorla yıllık izin kullandıramaz. Zira ücretsiz izin birçok Yargıtay kararında da vurgulandığı üzere “karşılıklı muvafakat” ile kullanılan bir haktır. İş akdinin feshi açısından ise tek başına haklı sebep olarak yeterli görülemez.

Cezai Sorumluluklar

COVID-19 teşhisi konulan ve karantina altında bulunan hastalar dikkatli hareket ederek kamu sağlığı ve güvenliğini tehlikeye sokabilecek her türlü hareketten uzak durmaları gerekmektedir. Yine hastalık riski taşıyanlar azami bir şekilde dikkatli hareket etmelidir. Aksi halde Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen “Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma”, “Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Oluşturma” gibi suçlar yönünden cezai sorumluluklarından söz edilebilir.

Abdulkadir Gündüz
Yaklaşık 8 yıla yakın bir süre Python, PHP, JS gibi farklı yazılım teknolojilerinde küçük, orta ve büyük ölçekte yazılım geliştirme süreçleri içerisinde Yazılım Geliştirici olarak yer aldım. FB Business, E-Posta Pazarlama, Google Ads gibi farklı dijital pazarlama çalışmaları gerçekleştirdim. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldum ve halen Avukatlık yapıyorum. HukukveTeknoloji.com'u kurarak teknoloji hukuku alanında daha iyi hukukçular yetiştirme amacına katkı sağlamak istiyorum.

    İlgini Çekebilir

    Yanıtla

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Daha Fazla Hukuk